Translate

30 Mart 2013 Cumartesi

RIZA ÇALIMBAY ŞOK KARAR....


RIZA ÇALIMBAY İSTİFA ETTİ !!!!!





Ligde sıkıntılı günler geçiren iki ekibin karşılaştığı maçın ardından şok bir gelişme yaşandı.




Sivasspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, 3-2 kazanılan Orduspor maçının ardından tribünden gelen tepkiler nedeniyle görevinden istifa ettiğini açıkladı.
Yönetim yarın toplantı yapıp istifayı değerlendirecek.

LAZİO SON NEFESTE...


Lazio öldü öldü dirildi!


lazio-oldu-oldu-dirildi


Serie A'da 31. hafta maçında Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi'ndeki rakibi Lazio sahasında Catania ile karşılaştı.
Olimpico Stadı'nda oynanan mücadeleyi zor da olsa ev sahibi ekip Lazio 2-1 kazandı. Maçta konuk ekip Catania'nın tek golünü 50. dakikada Mariano Julio Izco atarken, Lazio'ya galibiyeti getiren golleri 79. dakikada Nicola Legrottaglie (k.k) ve 81. dakikada penaltıdan Antonia Candreva kaydetti.
Bu sonucun ardından Lazio puanını 50 yaparken, Catania 45 puanda kaldı.

LİSELİ ONUR'UN YANMA ANI....


Liseli Onur böyle yandı





Liseli Onur böyle yandı



Bitlis'in Ahlat ilçesinde Çok Programlı Lise'nin bahçesindeki yangın tatbikatı sırasında tiner tenekesinin patlaması sonucu ağır yaralanan Onur Zeki Akgün'ün yanma anı güvenlik kameralarına yansıdı.

Alev topuna dönen lise öğrencisi kendisini söndürmek için okulun tuvaletine doğru koşturmaya başlarken, korkunç ana tanıklık eden diğer öğrenciler ise yanan Onur'u korku dolu gözlerle izledi. Hastanede bir süre tedavi gören 17 yaşındaki Onur, doktorların müdahalesine rağmen hayatını kaybetmişti.
Geçtiğimiz yıl Çok Programlı Lise'nin bahçesinde Milli Eğitim Müdürlüğü'nün göndermiş olduğu yangın genelgesi kapsamında yangın tatbikatı yapıldı. Bu sırada okul bahçesine toplanan tahtaları öğretmen ve okul yöneticileri tiner dökerek tutuşturdu. Ancak yangın sönmek üzereyken öğretmenlerden biri okulda yangın tatbikatı yapıldığına ilişkin fotoğraf çekmediklerini söyleyince sönmek üzere olan ateşi tekrardan alevlendirmek istediler.
Bu sırada öğretmenlerden birisi öğrencilerden birisine okul deposundaki tiner tenekesini getirmesini istedi. Depodan tineri aldıktan sonra yangın tatbikatına gelen öğrenci tineri öğretmeninin yanına getirdi. Bu esnada öğretmen öğrencisine tineri ateşin üzerine dökmesini istedi. Öğretmenin talimatıyla ateşin üzerine 18 kiloluk tiner tenekesinin dökülmesiyle birlikte ortalık bir anda savaş alanına döndü. Tiner tenekesinin patlamasıyla birlikte öğrencilerden G.Ç. ve Onur Zeki Akgün alev topuna döndü. Bu sırada yangın tatbikatını izleyen diğer öğrenci ve öğretmenler sağa sola koşturmaya başladı. Alev topuna dönen Onur Zeki Akgün ise alevler arasında okulun içine koşturmaya başladı. Akgün'ün alevli halini gören bir öğretmen ve öğrenciler ise okulun duvarında asılı olan ve boş olduğu iddia edilen yangın tüpüyle birlikte yanan öğrencinin peşinden koştu. Okulun lavabosuna girerek kendisini söndürmeye çalışan Akgün'ün her yeri yanarken, okul yöneticilerinin yanan öğrenciyi yürüterek dışarı çıkarmaları dikkat çekti.
TATBİKAT YERİNE AMBULANS VE İTFAİYE İSTENMEDİ
Okul bahçesinde yapılan yangın tatbikatı öncesinde olay yerinde bulunması gereken ambulans ve itfaiye okul yöneticileri tarafından yetkili makamlardan talep edilmedi. Hiçbir önlemin alınmadığı tatbikatta 11 öğrenci yaralanırken, bu öğrencilerden G.Ç. ve Onur Zeki Akgün ağır yaralandı. İlk müdahalesi Ahlat Devlet Hastanesi'nde yapılan Akgün, buradan Batman Devlet Hastanesi'ne, ardından Sağlık Bakanlığı'na ait ambulans uçakla Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Akgün, burada yanık ünitesi yoğun bakımına alındı. Ancak tedaviye başta olumlu cevap verip 89 gün sonra yürümeye başlayan
Onur Zeki Akgün bir süre sonra hayatını kaybetti.
DEHŞET ANININ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
Onur Zeki Akgün'ün ölümüne sebep olan yangının ardından güvenlik kamerasına yansıyan görüntülere İhlas Haber Ajansı ulaştı. Okulun bahçesindeki görüntülerde alev topuna dönen Onur Zeki Akgün yürüyerek koşturuyor. Panikle okulun içine giren Akgün, daha sonra tuvalete yöneliyor. Akgün'ün üzerine tuvalette su dökülerek yangın söndürülüyor. Daha sonra ise hastaneye kaldırılıyor. 89 günlük yoğun bakım tedavisinin ardından Kocaeli'deki hastanede yürümeye başlayan Onur, yanık ünitesinde normal tedavisi sürerken hayatını kaybetmişti.
OKUL YÖNETİCİLERİ SORUMLULUĞU ÜSTLENMEDİLER
Akgün'ün hayatını kaybetmesinin ardından Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada haklarında dava açılan öğretmen ve okul müdürleri birbirlerini suçladı. Okul Müdürü H.E. olay esnasında yetkiyi Müdür Yardımcısı S.A.'ya devrettiğini ve olayın sorumlusunun yardımcısı olduğunu söyledi. Okul Müdür Yardımcısı ise, müdürün üzerine attığı suçlamayı kabul etmedi ve deponun anahtarının zaten kendisinde olmadığını belirtti. Duruşmada okul yöneticilerinden M.N.D.'nin tatbikat esnasında imza yetkisinin okul müdürü H.E.'de olduğunu ve kendisinin üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği öğrenildi. Öğretmenlerden G.K. ise öğrenci G.Ç.'ye ateşin üzerine tinerin dökülmesi yönünde talimat vermediğini savundu. Yangın tatbikatında sorumlu olan öğretmenlerden C.S. ise olayla ilgili bir alakasının bulunmadığını ifade etti. Sanık avukatları, mahkeme heyetinden kusur tespitinin yapılması için bilirkişi heyetinin oluşturulmasını talep ettiler. Mahkeme heyetinin verdiği ara kararda dosyanın Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi. Sivil savunma uzmanı ve hukukçulardan oluşan 3 kişilik heyet yangın tatbikatı esnasında kusuru olanları tespit edecek.
Kaynak: İHA

SAATLER İLERİ...

Saatlerinizi bu gece bir saat ileri almayı unutmayın


Saatlerinizi bu gece bir saat ileri almayı unutmayın


Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla her yıl yapılan ileri saat (yaz saati) uygulaması kapsamında saatler bu gece bir saat ileri alınacak.

Cumartesiyi pazara bağlayan gece yani 31 Mart Pazar günü saat 03.00'te yeni saat uygulamasına geçilmiş olacak. 

Bu yüzden bu gece yatarken saatlerinizi ileri almayı unutmayın. Saatler, 27 Ekim 2013 Pazar günü saat 04.00'te yeniden bir saat geri alınarak kış saati uygulamasına geçilecek. 

DEVLET BAHÇELİDEN SERT AÇIKLAMA...



Türk Bayrağının Adı Değişsine Sert Tepki

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Yeni Şafak yazarı Hilal Kaplan'a çok sert tepki gösterdi.




Haber: Türk Bayrağının Adı Değişsine Sert Tepki


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Antalya'da parti toplantısında yaptığı konuşmada, "Türk bayrağının adı değişsin" önerisinde bulunan Yeni Şafak yazarı Hilal Kaplan'a sert tepki gösterdi.
'KÜSTAHLAŞANLARA FIRSAT VERİLMEYECEK'
MHP Genel Başkanı Bahçeli, böylesi bir süreçte partisi MHP'nin direneceğini söyledi. Konuşmasında Anayasa'nın üçüncü maddesinde ifade edilen özellikleri sıralayan MHP Lideri Bahçeli, "Türk bayrağının ismini değiştirme teklifleri getirebilecek kadar küstahlaşanlara, bayrağın itibarını zedeleyecek kadar köhnemişliğin içine çakılanlara Allah'ın izniyle hiçbir ortamda fırsat verilmeyecek ve de göz açtırılmayacaktır" dedi.
MHP'nin Antalya'daki toplantısına 368 partili belediye başkanı ile birlikte partinin üst düzey yöneticileri ve milletvekillerinden oluşan 700 kişi katılıyor. Bahçeli'nin konuşmasının ardından partiye katılan AntalyaAmasyaİzmir ve Aydın'dan 4 belde belediye başkanına rozet takıldı.
"PKK, AKP'YE ANAYASA SİPARİŞ ETTİ"
Bahçeli, "Ne gaflettir ki, PKK, AKP'ye anayasa siparişi vermiştir. PKK, Türk milletinin yeniden tanımlanması, milli kimliğin yeniden belirlenmesi, vatandaşlık tarifinin bölücü perspektifle yeni baştan tarifi için AKP'ye mühlet tanımıştır" dedi.
Antalya'da düzenlenen ve iki gün devam edecek MHP Belediye Başkanları Toplantısı - 2013'ün açılış konuşmasını yapan MHP Lideri Bahçeli, belediye başkanlarına, "Mesnetsiz suçlamaları yerle bir ederek bugünlere geldiniz. Asılsız ihbarları, dayanaksız suçlamaları, uydurma şikayetleri yenerek, ters yüz ederek bugünlere ulaştınız" diye seslendi.
"HÜKÜMETİN KOMPLOLARINI BOŞA ÇIKARTTINIZ"
Yerel seçimlere bir yıl kala düzenlenen toplantıda MHP Lideri Bahçeli, belediye başkanlarının 'iktidar güdümündeki tetikçi müfettişlerin adrese teslim raporlarına aldırmayarak, zulüm ve zorbalıklara itibar etmeyerek' görevlerini sürdürdüğünü belirterek konuşmasına şöyle devam etti:
"Hükümetin komplolarını, tuzaklarını boşa çıkardınız. Demokrasiye karşı gösterilen tahammülsüzlükleri ve hoşgörüsüzlükleri anlamsızlığa mahküm ettiniz ve hiç biriniz teslim olmadınız. Çamur sıçratmaya çalışan yandaşlara, engel çıkarmaya çalışan, başarınızı kıskanan, duruşunuzu çekemeyen hasislere boyun eğmediniz. Siyasallaşan hukukun eziyetlerine, yargı cinayetlerine direndiniz, ne mutlu sizlere ki, direnmeye de devam ediyorsunuz. Baskınlara, saldırılara, itibarsızlaştırma girişimlerine, değersizleştirme hamlelerine milliyetçi vakarınızla karşı durdunuz, fırsat vermediniz. Sizler, iktidar kabalığından, iktidar şirretliğinden, iktidar oyunlarından korkmadınız, geriye çekilmediniz."
İKTİDARIN YOLU YERELDEN GEÇER
Yerel yönetimlerin vatandaşlarla en yakın temas ve diyalog zeminli, demokratik katılımın, ilişkinin ve temsilin ilk elden sağlandığı nokta olduğuna dikkat çeken MHP Lideri Bahçeli, "Var olan ön yargıları aşmak, direnç merkezlerini kırmak, şüpheleri gidermek, tereddütleri yıkmak yerel yönetimlerdeki başarı düzeyiyle doğrudan ilişkilidir. Kuşkusuz iktidar vizesi her şeyden evvel yerel yönetimlerdeki canlılığa, bu çerçevedeki kombine girişimlere ve fedakarlıklara bağlıdır" sözleriyle belediye başkanlarını da uyardı. Bahçeli, uyarılarına "Siyasi görüşü, kökeni, doğduğu yöresi, anasının dili, inancı, mezhebi ne olursa olsun tüm vatandaşlarımız bizim için eşit ve yeri dolmaz özelliktedir" diye sürdürdü.
'PKK MEŞRUİYET DAİRESİNE SOKULUYOR'
MHP Lideri Devlet BahçeliTürkiye'nin 30 Mart 2014'te yapılacak yerel seçimlere çok iç açıcı bir manzarada gitmediğini söyledi. "Şu günkü ülke manzarasına baktığımızda kaygılanmamak, yeise kapılmamak ve karamsar olmamak mümkün değildir" diye konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli, vicdan sahibi, milli kimliğini kaybetmemiş ve insafını yitirmemiş herkesin bu gidişattan kaygı duyduğunu söyledi.
Türkiye Cumhuriyet'inin terör örgütünün, '29 yıldır kan döken, can alan bir cinayet çetesinin' eline bakar hale getirildiğini iddia eden Devlet Bahçeli, "İmralı canisinin ne söylediği, Kandil'deki katillerin neyi ima ettikleri, BDP'li aracıların nelerden bahsettikleri herkesin dilinde olup gündem oluşturmakta ve manşetlerden kamuoyuna yansımaktadır. AKP hükümeti benimsediği bölücü stratejiyle, PKK'yı toplumsal yapıda meşruiyet dairesine sokmaya, militanları da siyasal bir aktör haline getirmeye çalışmaktadır" diye konuştu.
MİLLET SIRTINDAN VURULUYOR
Böylesi bir ortamda sürecin Türkiye'nin milli birlik ve beraberliğini ortadan kaldırmaya doğru olanca gücüyle ilerletildiğini savunan Bahçeli, "AKP hükümeti, ülkemizi bölücülüğün, bölünmenin ve terörün kapkara ve düşmanlık kokan sularına müzakere dümeniyle taşımış, burada varlığımızı, birliğimizi torpillemeye başlamıştır" dedi. Devlet Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:
"Türkiye'nin kuruluşunda hiçbir dahli, hiçbir katkısı ve hiçbir desteği olmayan işgal müdavimlerinin şimdilerde izinde ve yolunda gidenler, birlikte yapmadıklarını beraberce yıkmaya yüzsüzce koyulmuşlardır. Türk milletinin bağımsızlığında payı olmayan köhnemiş esir zihinliler dört bir yandan milli ve manevi değerlerimize hançer sallamaya başlamışlardır. Türkiye'nin enerjisi tüketilmekte, milletimiz sırtından vurulmaktadır. Kardeşliğimiz sulandırılmakta, birlikte yaşama idealimiz tahrik edilmektedir. Çözüm sözleriyle, Türk milleti çözülmenin bataklığına çekilmek istenmektedir. Hükümet niyeti bozmuştur. Hükümet yoldan çıkmıştır. Hükümet milli ilke ve kurallarla yolunu çoktan ayırmıştır. AKP zihniyeti, iktidar gücünü kötüye kullanmış, yıkımın ve çöküşün hizmetine koşmuştur. Aldığı milli emanete hıyanetlik etmiş, bundan da hiç gocunmamıştır."
'KATİLLE MAKTUL BİRBİRİNE KARIŞTI'
Abdullah Öcalan'ın pazarlıklar ve verilen tavizlerle diriltildiğini ve Türk devletine muhatap haline getirildiğini kaydeden MHP Lideri Bahçeli, "Başbakan Erdoğan'ın mantığına göre, müzakere etmek pazarlık değildir. Başbakan Erdoğan içinPKK'ya yanaşmak, İmralı canisiyle bölücülük kampanyasında buluşmak sorun olarak görülmemektedir. Bu kafa yapısı istismar ve yalanın dibine kadar gömülerek amaçlarının terörle mücadele olduğunu iddia etmektedir. Etnik temelli bölücü terörün dayatmalarını karşılayarak aklınca anaların ağlamasına engel olacaklarını söylemektedir. Şurası nettir ki, Başbakan Erdoğan katille maktulü birbirine karıştırmaktadır" diye konuştu.
'EŞKIYA HÜKÜMETİ KÖŞEYE SIKIŞTIRDI'
MHP Lideri Bahçeli, PKK'nın sınır dışına çıkmasıyla ilgili olarak da ortaya atılan tarihlerin birbiriyle uyuşmadığına dikkat çekti. Süreci AK Parti, PKK ve Öcalan arasında 'şevkle' yürüttüğünü savunan ve ortada 'rezil pazarlıklar'ın döndüğünü iddia eden Bahçeli, "Karşılıklı almaya-vermeye dayalı olarak kurgulanan süreç ihaneti, öz ve özet olarak bu sacayak üzerinde gidecektir. Anlaşılan AKP'nin gözü kararmış, şuuru kapanmış, vicdanı rehin alınmıştır. Bir avuç eşkıya hükümeti köşeye sıkıştırmış, ensesinden yakalamıştır" dedi.
TÖRERİSTLERİN SINIR DIŞINA ÇIKMASI
PKK'nın çekilmesinden bahsederken bir gerçeğin atlandığını savunan MHP Lideri Bahçeli, konuşmasına "PKK terör örgütü nizami ve kanuni bir güç müdür ki, çekilmesinden bahsedilmektedir? Sayıları 1500'ü bulduğu iddia edilen eşkıyaların ülkemizi terk etmesi bu kadar alengirli, bu kadar netameli midir? PKK, nereden gelmiş ve nereye gidecektir? Sınırlarımız kalbura ve yolgeçen hanına dönmüşken, silahı alan vatanımıza ölüm saçmak için koşmuşken, bugüne değin hükümet nerededir, neyle meşgul olmuştur? Madem bu kadar terörist ülkemiz sınırlarındadır, o halde düne kadar terörle mücadeleden nasıl ve hangi yüzle bahsedilebilmiştir?" sözleriyle devam etti.
ANAYASAL ve YASAL SUÇLAR
Sınır dışına çıkma sürecinin öteki boyutunda PKK'ya verilecek tavizler olduğunu iddia eden MHP Genel Başkanı Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:
"PKK, AKP'nin kendisine verdiği tavizleri almadan, yüze yüze kuyruğuna getirdiği taleplerini elde etmeden herhangi bir yere kımıldamaya ne isteği ne de niyeti vardır. Başbakan Erdoğan ve hükümeti havanda su dövmektedir. Türk milletinin onurunu, itibarını ve varlık haklarını müzakerelerle lekeletmekte ve ezdirmektedir. Bunun vebali büyüktür. Bu sorumsuzluğun, bu art niyetin ve bu kepazeliğin karşılığı mutlaka ağır olacaktır.
Başbakan ve hükümeti anayasa suçu işlemekte, ihanete tam teşebbüs etmektedir. Kaldı ki Adalet Bakanı pervasızca, meydan okurcasına; 'Barışı getirmek suçsa, ben bu suçu işliyorum' diyebilmektedir. Hukuk devletini savunma ve haklarını koruma makamında bulunan birisi, açıkça adaleti umursamamaktadır. İmralı canisiyle görüşmeleri barış olarak yutturmaya çalışmakta, PKK'yla görüşmeleri çözüm diyerek tevil etmeye çabalamaktadır."
Tüm bunların yanı sıra Anayasa ve yasalara göre bu süreçte 'gayri meşru sözler' vermenin de suç olacağını savunan Devlet Bahçeli, "Bize göre, birlikte yaşamamızı kemiren, millet varlığını kazıyan, Türkiye'yi kökünden çürüten her beyan, her açıklama, her girişim suçun daniskasıdır. PKK'ya sınırlarda refakat etme hazırlıkları suça hazırlık aşamasıdır" iddiasında bulundu.
'ÇÖZÜM ÇÖKÜŞTÜR, ÇÖZÜLÜŞTÜR'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuşmasında şunları söyledi:
"Başbakan Erdoğan bize kandan beslendiğimiz iftirasını hayasızca atacağına, kendisinin ve zihniyetinin, elinde ve vicdanında şehit kanını taşıyan canilerden nasıl nemalandığını itiraf etmelidir. AKP, değil terörü bitirmek, her tarafa yaymak için mücadele vermektedir. Analarımızın gözünden damlayan tek bir damlanın sorumluluğu dahi bölücü terör örgütüyle tokalaşan, edepsizce pazarlıklara tutuşan AKP'nin üzerindedir. Bu nedenle çözüm çöküştür. Bu nedenle çözüm çözülüştür. Barış sözleri bitişi, süreç ifadeleri sürgünü ifade etmektedir. PKK'nın silah bırakması, emellerinden vazgeçmesi, terörü durdurması, bölücülükten cayması söz konusu değildir. Başbakan Türk milletini kandırmaktadır. Başbakan Türk milletini dağılmaya sürüklemektedir.
Başbakan Türk devletini imhaya götürmektedir. Çözüm süreci PKK'nın siyasallaşması ve statü elde etmesine ayarlı melanet bir projedir. İmralı canisiyle birlikte militanların genel afla salıverilmesi, Türkiye'nin parçalanması süreç denilen kabusun bariz amaçlarındandır. Başbakan Erdoğan başkan olabilmek, ilk başta eyalet sistemini kurmak, Türklüğü Anayasa'dan elemek ve milliyetçiliği anlamsızlaştırmak için yapmayacağı kötülülüğün olmadığını iyice göstermiştir. Ne gaflettir ki, PKK, AKP'ye anayasa siparişi vermiştir. PKK, Türk milletinin yeniden tanımlanması, milli kimliğin yeniden belirlenmesi, vatandaşlık tarifinin bölücü perspektifle yeni baştan tarifi için AKP'ye mühlet tanımıştır." 



ÇORLUDA SON DAKİKA...

Otomobil H%C4%B1rs%C4%B1zlar%C4%B1 Polisten Ka%C3%A7amad%C4%B1, Bülent Ecevit

Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, geçtiğimiz günlerde otoparktan otomobil çalan şüphelilerin peşine düşen polis ekipleri önce şüphelileri tespit etti ardından polis ile şüpheliler arasında Çorlu sokaklarında filmleri...

Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, geçtiğimiz günlerde otoparktan otomobil çalan şüphelilerin peşine düşen polis ekipleri önce şüphelileri tespit etti ardından polis ile şüpheliler arasında Çorlu sokaklarında filmleri aratmayan kovalamaca sahneleri yaşandı. Yaşanan kovalamaca da bir ekip otosu kaza yaparken kaçmaya çalışan otomobil hırsızları kıskıvrak yakalandı. Olayla ilgili iki şüpheli gözaltına alınırken kaçtıkları otomobilin içerisinde bir adet silah ele geçildi. Şüphelilerin bulunduğu aracın da sahte plakalı ve çalıntı olduğu tespit edildi. 

Çorlu'da geçtiğimiz günlerde bir otoparktan anahtarları alınarak çalınan iki otomobilin peşine düşen Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, otomobilleri çalan şüphelileri belirledi. Eski sabıkalı olarak bilinen şüpheliler, Çorlu polisi tarafından aranmaya başladı. Şüphelileri belirleyen polis ekipleri, Çorlu'da oldukları yönünde bilgi almalarının ardından şehrin tüm cadde ve sokaklarını karış karış gezerek arama çalışması başlattı. 

Şüphelilerin Atatürk Meydanı'ndan Atatürk Bulvarı istikametine giden araçta olduğunu belirleyen asayiş ekiplerinin dur ihtarına uymayan şüpheliler kaçmaya başladı. Havuzlar istikametine kaçmaya başlayan şüpheliler ile polis ekipleri arasında film sahnelerini aratmayan kovalamaca yaşandı. Ara sokaklara girerek izini kaybettirmeye çalışan şüpheliler kaçmaya devam ederken polis ekipleri tarafından bölge abluka altına alındı. Şüphelilerin kaçtığı aracın peşini bırakmayan asayiş ekipleri Bülent Ecevit Bulvarı Havuzlar ışıklarda bir başka seyir halindeki aracın yola çıkması nedeniyle direğe çarparak kaza meydana geldi. Araca çarpmamak için direksiyonu kıran asayiş ekipleri, elektrik direğine çarptı. 

Kaza sonrasında polis ekipleri, kaçan şüpheli aracın peşinden yaya olarak takip etmeye devam etti. Diğer ekiplerin bölgeyi abluka altına alması nedeniyle telsizden yönlendirme yapan asayiş ekipleri peşine düştüğü 34 GY 0323 plakalı otomobili Bağlariçi 4. Sokak üzerinde durdurmayı başardı. Otomobilden dışarı çıkarak yaya olarak kaçmaya başlayan şüphelilerin peşine düşen polis ekipleri, bölgede yeni bir arama çalışması daha başlattı. Bağlariçi 4. Sokak ile Bülent Ecevit Bulvarı istikametine kaçmaya başlayan şüphelileri aramaya başlayan polis ekipleri, her apartmanı ve her siteyi tek tek kontrol etti. 

Polis ekiplerinin ısrarlı takibi sonucunda iki şüphelide bir sitenin içerisinde saklanırken kıskıvrak yakalandı. Yakalanan şüpheliler U. T. ve B. Y. polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler polis ekipleri tarafından Cumhuriyet Polis Merkezine götürüldü. Kaza yapan polis ekibi de çağırılan çekici yardımıyla emniyet müdürlüğü bahçesine götürüldü. 

Yaşanan kovalamacanın ardından otomobili bırakarak kaçan şüphelilerin gözaltına alınması sonrasında kaçtıkları otomobil de polis ekipleri tarafından incelemeye alındı. Bağlariçi 4. Sokak üzerine yakalanan otomobilin kapı kolunda 1 adet 9 mm. çapında silah ve içerisinde de 7 adet mermi ele geçirildi. Ayrıca otomobil içerisinde çok sayıda bira kutusu olduğu belirlendi. 

Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekiplerinin yaptığı incelemenin ardından Olay Yeri İnceleme ekipleri de araç içerisinde çok yönlü araştırma ve inceleme başlattı. 1 adet silah ve 7 adet merminin ele geçirildiği otomobilin yapılan sorgulamasında çalındığı olduğu belirlendi. Çalıntı plaka olduğu ve otomobilinde geçtiğimiz haftalarda Çorlu'daki otoparktan çalındığı tespit edildi. Gece yarısı yaşanan kovalamaca sonrasında polis ekipleri, otomobil hırsızı olduğu iddia edilen şüphelileri kıskıvrak yakaladı ve çalıntı otomobili de ele geçirdi. 

Gözaltına alınan iki şüphelinin Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde ifadesine başvurulurken olayla ilgili olarak çok yönlü soruşturma başlatıldı. 

29 Mart 2013 Cuma

Avcı devam etmeli mi?

 "Milli Takım son 20 yılın en kötü dönemini yaşıyor. Neden böyle oldu?" sorusuna cevabı net ve vurucuydu: "1980'lere kadar hiçbir konuda dünyanın önde gelen ülkeleriyle rekabet edemeyeceğimiz kanaati çok yaygındı.1980'lerde yenilginin kader olmadığının farkına vardık. Sonuçta bir nesil yakaladık. G.Saray Avrupa Şampiyonu olurken Milli Takımımız, Dünya ve Avrupa Kupaları'nda alışkın olmadığımız performanslar sergiledi. Ancak sonra sarhoş olduk. Yakaladığımız başarının arkasını nasıl getireceğimizi düşünüp, çalışmak yerine futbolu yağmalamaya başladık." Milli Takım'ın eski patronu Yanal'a yönelttiğimiz diğer sorular ve cevapları şöyle: 

 Avcı devam etmeli mi? "Meseleyi isimler üzerinden tartışmayı bırakmalıyız. Futbolcu yetiştiremiyoruz. Futbol düzenimiz sorunlu. Bizim koşullarımıza uygun stratejik bir yol haritası oluşturmak için bütünlüklü bir düşünsel çaba gösterilmiyor. Kısa dönemli değerlendirmelerle yol almaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Futbolu tüm yönleriyle masaya yatırmamız şart. Birçok konuyu gündeme alan bir düşünsel iklim oluşturmalıyız." 

SORUNLAR HALININ ALTINDA G.Saray ve F.Bahçe Avrupa'da başarılıyken neden Milli Takım sorunlu? "Bu iki kulübün performanslarını küçümsüyor duruma düşmek istemem. Ama Avrupa'da bütçeleri bu iki kulübümüzün çok altında olan, seyircilerini hayal bile edemeyecek takımlar her yıl çeyrek final oynuyor. Bununla birlikte kulüplerin performansı ile Milli Takım'ın performansı her zaman paralel gitmez. Meseleyi sadece Milli Takım'ın başarısı penceresinde görüp, Milli Takım başarılı olunca futbolun problemlerini halının altına süpürürseniz, bugünküne benzer dönemler gelir. Türkiye'de futbol, Milli Takım'ın performansından bağımsız olarak büyük önem taşıyor.Problemlerin üzerinde kafa yormamız, futbolun düzenini değiştirmemiz gerekiyor. Futbolu düzene sokarak Milli Takım'ın başarılı olmasını garanti edemeyiz. Ama futbolu düzene sokmazsak, elde ettiğimiz her başarı gelip geçici, tesadüfi olur." 

BURAK YILMAZ'I ÇOK İSTEMİŞTİM Genç yeteneklerin kalıcı olması, örneğin yurt dışında kariyerlerini sürdürmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? "Burak Yılmaz, Olcan Adın, Sezer Öztürk, Selçuk İnan, Orhan Şam gibi isimlerin gelişimlerini çok yakından izledim. Bazılarını çok istedim ama çalıştığım kulübe getiremedim. Burak'ı da Manisa'dayken kadromda görmeyi çok istedim. O ise Antalya'dan Beşiktaş'a gitti. Bence bugün geldiği noktaya çok daha önceden gelebilirdi, gelmeliydi. Ama Antalya'dan doğrudan Beşiktaş'a gidince kariyer çizgisi kırıldı. Toparlanması zaman aldı. O yaşta İstanbul'a gidince sarsıntı geçirmesinde Burak'ın da kabahati vardı elbette. Ancak düzenin payı daha büyük. Antalya'dan, Kayseri'den hatta Ankara'dan İstanbul'a gidince kültür şokuna uğruyorsunuz. Kazandığınız para, popülariteniz artıyor. Sağlıklı bir profesyonel gelişim için çok yönlü ihtiyaçlar var. Ama ne o gençler ne de sistem hazırlıklı oluyor. Bu nedenle savrulan kariyerlerle karşılaşıyoruz. Sorunlar kişiler üzerinden değil, sistem üzerinden tartışılmalı. Kariyeri yurt dışı ya da yurt içi olarak ayırmak doğru değil. Profesyonellik açısından doğru bir gelişim içinde olan her sporcumuz evrensel bir değer olacak potansiyele sahiptir."

DROGBA'YA BEL BAĞLAMIŞIZ Ligde yabancı sayısı düşecek. Bu doğru mu, Sizce sahada kaç yabancı olmalı? Sayıdan daha önemli faktör niteliktir. Drogba kariyerinin sonunda Türkiye'ye geldi. Türk futbolunun tanınırlığına katkı yaptığı söyleniyor. Yapıyor mu sahiden? Yoksa Türkiye, Katar gibi mi algılanıyor? Elbette Drogba G.Saray'a da Türk futboluna çok şey katacaktır. Ama kariyerinin sonundaki bir Drogba'ya bel bağlamış olmamız, yabancılarımızın ortalama kalitesi hakkında çok manidar. Yabancı sayısı neden kısıtlanır? Kendi çocuklarımızı yetiştirelim diye. Ama işin kolayına kaçacaksak, kaçış kapısı da hazır. Yurt dışında yetişmiş Türk çocuklarını alır, oynatırız. Bu zihniyetle yabancı sayısını sınırlamak işe yaramayacak. Buna rağmen, sahadaki takımın yarısından çoğu yerli olmalı. Yani sınır en çok beş olmalı. İşleri doğru yaparsak, Avrupa'da rekabet edecek takımları olumsuz etkilemez. Unutmayın, G.Saray Avrupa Şampiyonu olduğunda kadrosunda şimdiki kadar çok yabancı yoktu." 

TRENİ YAKALAYACAĞIZ Alper'le ilgili düşünceniz nedir? "Onun yeteneklerini ve futbolcu duruşunu bilen birisi olarak bu performansının sürpriz olmadığını düşünüyorum." 

 Eskişehir Avrupa trenini yakalayabilir mi? Kupada final yakın mı? "Avrupa trenini yakalayacağız." 
http://www.sabah.com.tr/