Translate

30 Mart 2013 Cumartesi

TEKSTİLE BAKIŞ


Tekstil; elyaftan başlayarak iplik, dokuma, örme, boya ve baskı gibi süreçleri, hazır giyim ise bu süreci kullanım eşyasına dönüştürecek işlemleri kapsamaktadır. Elyaftan iplik ve mamul kumaşa kadar olan kısım tekstil, kumaştan giyim eşyası elde edilene kadar olan süreç ise hazır giyim sektörünün içinde değerlendirilmektedir.

Tekstil ve hazır giyim, sanayileşme sürecinin önemli yapı taşını oluşturan ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasına ciddi katkılar sağlayan emek yoğun sektörlerin başında gelmektedir. Dünyada rekabetin en yoğun yaşandığı bu sektörde, kotaların kalkmasıyla hem arz hem de talep yönünde rekabet daha da keskin hale gelmiştir. Bu çerçevede tekstil ve hazır giyimde markalaşma büyük önem arz etmeye başlamış, nitekim sektörün güç kaybetmesi soncunda bazı ülkelerin markalaşmaya yöneldikleri görülmüştür. 

SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ

Tekstil ve hazır giyimin temeli Osmanlı İmparatorluğu döneminde atılmıştır. Dokuma konusunda Denizli ve Tokat, ipekli ürünler konusunda da Bursa bölgesinde küçük işletmeler halinde üretim yapılmıştır. 1915 yılında önde gelen 22 kamu sanayi işletmesinin 18'i, 28 anonim şirketin 10'u, 214 özel sektör işyerinin 45'i ve toplam 264 sanayi işyerinin 73'ü bu sanayide faaliyet göstermiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra Sümerbank'ın kuruluşuyla birlikte bütün tekstil ve konfeksiyon fabrikaları ve atölyeleri bu kuruluşun çatısı altında toplanmıştır. Sümerbank, yaptığı yatırımlar ve yetiştirdiği personelle özel sektöre öncülük etmiş ve içerisinde oluşan birikimin zaman içinde özel sektöre de aktarılmasını sağlanmıştır.
Sektörde, 1950'li yıllardan sonra özel sektörün öncülüğünde gelişim başlamış ve 1960'lardan sonra sentetik elyaf üretimine geçilmiştir. Planlı dönemde uygulanan ithal ikamesi politikası ve teşvik tedbirlerinin de katkısıyla 1960-1970 yılları arasında sektörde daha ileri teknoloji kullanılmaya ve işlenmiş ürün imal edilmeye başlanmış, 1960-1980 yılları arasında önemli teknik deneyim kazanılmıştır.
1980 yılından sonra uygulanan, serbest piyasa ekonomisine dayalı dışa açılma ve ihracatı teşvik politikaları ile birlikte, özellikle 80'li yılların ikinci yarısından itibaren tekstil ve hazır giyim ihracatı önemli oranda artmış ve ihracatın en önemli kalemi haline gelmiştir.
1990'lara gelindiğinde ise toplam ihracat içindeki sektörün payı yüzde 40'a kadar çıkmıştır. 1980'li yılların başında daha çok iplik, elyaf, kumaş gibi tekstil mamulleri ihraç eden Türkiye, 1984 yılından sonra daha fazla konfeksiyon mamulü ihraç etmeye başlamış, daha uç ürün olması nedeniyle toplam katma değeri tekstil mamullerinden yüksek olan konfeksiyon mamullerinin ihracatı artarak devam etmiştir.

SEKTÖREL PANORAMA

Türk Tekstil ve Hazır giyim Sektörü, hem yarattığı istihdam hem de aylık 1 milyar doları aşan ihracat geliriyle Türkiye ekonomisinin itici gücü konumundadır. Hazır giyim ve konfeksiyon, 2011 Ocak-Eylül döneminde ihracatını % 20.4 oranında artıran otomotiv endüstrisinin ardından en fazla ihracat yapan ikinci sektör konumundadır.
Hazırgiyim ve konfeksiyon üreticileri ağırlıklı olarak Marmara ve Ege bölgesinde, İstanbul, Bursa, Tekirdağ, Çorlu, İzmir ve Gaziantep gibi şehirlerde yerleşiktir. Tekstil ve hammaddeleri üretim tesisleri ise ağırlıklı olarak İstanbul, İzmir, Denizli, Bursa, Kahramanmaraş ve Gaziantep gibi illerde konuşlanmaktadır.

Marmara'dan yapılan ihracat Türkiye toplam hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının beşte dördüne karşılık gelmektedir.
Geçen yıl eylül ayında %76.1 olan kapasite kullanım oranı sektörde 2011 Eylül ayında %76.8'e yükselmiştir.
Bununla birlikte son 1.5 yılda Türkiye'nin iç pazar hazır giyim satışı ise Avrupa ve ABD'yi geride bırakarak %50'nin üzerinde artış göstermiştir.

SEKTÖREL ANALİZ

2011 yılı Ocak-Eylül ayları arasında hazır giyim ciro endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre %18.8 ile 40.4 arasında değişen oranlarda arttı. 2012 yılında ise küresel kriz beklentileri dikkate alındığında sektörde büyüme eğilimi yerine mevcut konumun korunacağı tahmin ediliyor.
TİM verilerine göre 2011 yılı Ocak-Eylül döneminde Türkiye'den 12.4 milyar dolar değerinde hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yapıldı. Böylece geçen yılın aynı dönemine göre dolar bazında % 16.7 oranında artış kaydedildi. 12.4 milyar dolarlık toplam ihracatın %80.4'ü 27 AB ülkesine gerçekleştirildi. Söz konusu dönemde AB ülkelerine 10 milyar dolarlık satış yapılmış oldu.
Küresel piyasa koşullarındaki gelişmeler, yurtiçinde üretim maliyetleri ve döviz kurunun seyri, hazır giyim sektörünün son yıllardaki ihracat performansına etki eden en önemli faktörler olarak sıralanıyor.
İTKİB'in yaptığı değerlendirmelere göre; Türkiye'de üretim maliyetleri ile ilgili koşullar temelde aynı kalmakla birlikte ABD Doları'nda meydana gelen artış maliyetlere yansırken, döviz kurları ise dalgalı bir seyir izleyerek ihracatın lehine seyretti. Ancak bu istikrarsız seyrin ihracatçılar açısından sorunlara yol açtığına da işaret ediliyor.
Diğer yandan başta AB ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelerin ekonomilerinde ortaya çıkan sorunlara rağmen, eylül ayı haricinde sektörel ihracatta olumlu performansın devam ettiği belirtiliyor.
İhracatın %80'ini kapsayan AB ülkelerindeki daralmaya karşın hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının kur desteğiyle 2012'de %6 artışla 17 milyar dolara çıkması bekleniyor.
Tekstil
Türkiye'nin tekstil ihracatı 2011 Ocak-Eylül döneminde %28 artışla 6 milyar dolara ulaştı. Böylece tekstil ihracatındaki artış oranı, %21.7 olan genel ihracat artış oranı ve %24 olan sanayi ihracatı artış oranının üzerine çıktı.
İTKİB'in yaptığı değerlendirmelere göre; yılın ilk üç çeyreklik döneminde 6 milyar dolarlık ihracatın yarısı 27 AB ülkesine yapıldı. Yüksek borçluluktan kaynaklanan sorunlara rağmen AB ülkelerine yapılan tekstil ihracatındaki %35 oranındaki artış, toplam tekstil ihracat artışının üzerinde.
Söz konusu yüksek oranlı artış sonucunda Ocak-Eylül döneminde AB ülkelerine yönelik ihracatın toplam tekstil ihracatından aldığı pay %45'ten %48'e yükselmiş oldu.
Ocak-Eylül döneminde 536 milyon dolarlık elyaf, 1.3 milyar dolarlık iplik ve 2 milyar dolar değerinde dokuma kumaş ihraç edildi.
Öte yandan Türkiye'nin ev tekstili ihracatı ilk üç çeyreklik dönemde %22 oranında artış göstererek 1.5 milyar dolara yükseldi.
Türk tekstil ve hazır giyim sektörün sorunları masaya yatırıldığında ise; en temel sorunu üretim maliyetlerindeki yükseklik olarak gösteriliyor. Dokuma kumaşın ardından örme kumaş ithalatına getirilen ve 15 Aralık 2011'de uygulamaya başlanan %20 oranındaki ek vergi ise hazır giyim sektörü temsilcilerinin tepkisine yol açmış durumda.
Uygulamanın Türkiye'nin menfaatine olmadığını düşünen bazı sektör temsilcileri, ek verginin, firmaların zaten yüksek olan maliyetlerini daha da artıracağı görüşünde.
Türkiye'nin 2010'da 372 milyon dolarlık örme kumaş ithal ettiğine dikkat çekilirken, 2011 Ocak-Ekim döneminde ise bu tutarın 437 milyon dolara yükseldiğine işaret ediliyor. Sektör aktörlerine göre ek vergi, 7.1 milyar dolarlık örme giyim ihracatını önemli ölçüde olumsuz etkileyecek.
Diğer yandan sektör aktörleri, hazır giyim sektörü olarak yeni yatırımların yanı sıra mevcut işletmeleri ve fabrikaları da kapsayacak şekilde teşvik düzenlenmesine ihtiyaç duyulduğunun altını çiziyor.

Sektörün Güçlü Tarafları 

  • Sektörün, imalat sanayi üretiminde ve ihracatta itici güçlerden biri olması,
  • Türkiye'nin, Avrupa Birliği'nin (AB) Çin'den sonra ikinci büyük tedarikçisi olması,
  • Coğrafi konum nedeniyle ihraç pazarlarına yakınlık,
  • Türkiye'nin iplikte kullanılan teknoloji açısından ilk sıraları paylaşması,
  • Kaliteli hammadde ve girdi,
  • Dinamik ve genç nüfus.

Sektörün Zayıf Tarafları 

  • Küresel rekabetin hızla artması,
  • Enerji fiyatları ve işçilik maliyetinin rakiplere göre yüksek olması,
  • AR-GE ve markalaşmada eksiklik,
  • Kayıt dışılığın önüne geçilememesi,
  • Döviz kurlarındaki dalgalanma.
Kaynak:Dünya Gazetesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder